1 Aralık 2012 Cumartesi

Ders Çığırtkınlıkları

  • Ben soruya bakmam, okurum. Tercih meselesi sonuçta.
  • Beynim arada duruyor. Adeta çalışmıyor. Gerçi genelde çalışmamayı tercih ediyor ama o ayrı mesele.
  • Türk harflerini bütün dillerde kullanıyoruz ya la. Türkçe yazıp Zamundaca bile okuyoruz. Çoilginç bence.
  • Zaytung muhabiri olsam haber yapamam, yapsam bile gülemem, gülsem bile ağlayamam. Neden ağlamam lazım onu bilmiyorum ama.
  • Fırat gibi çocuğum olsa camdan atarım, iner aşağı tutarım. Top gibi bişey sonuç olarak.
  • Bu bilgiler ışığında artık deliği tutturmamız lazım.
  • Montla sıç. Bi dene yani. Olursa ben de denerim, ondan.
  • Gözlük çok ilginç bir icat. İnsanın görüntüsü HD kalitesine geçiyor. Görme yetisi değil ama insanın görünme kalitesi. Bu ince bi ayrıntı işte, herkeşler bilmez. Bilseler herkeş olamazlar zaten.
  • 21 Aralığa kadar yaşayın lan, sonra ölcez.
  • -Gidiyom ben. +Nereye doğru?
Önemli Uyarı: Yukarıdaki saçmalıklar sadece birer saçmalık olup, ders esnasında uyumak istenmemesi sonucu zaman geçirmek için yazılmış şeylerdir ve hiçbir 'ay salak bu' yargılamaları sınırları içine girmemektedir.
  • Roman yazsam kitap olur ama kitap yazsam roman olur mu bilmiyorum.

20 Kasım 2012 Salı

Dexter

Everyone wants an Argentina. A place where the slate is wiped clean.

But the truth is, Argentina ... is just Argentina.

No matter where we go, we take ourselves and our damage with us.

So is home the place we run to or is it the place we run from... Only to hide out in places where we're accepted, unconditionally. Places that feel more like home to us...

Because we can finally be who we are.

Dexter Morgan
____________________________________________________

Love can be inconvenient, perhaps inappropriate. It can be dangerous. Make us do things we wouldn't dream of doing.

But wrong?

That just depends on where we end up,
doesn't it?

Isaak Sirko

13 Kasım 2012 Salı

Dip Not

Bazen hapşırmam gerekirken hapşıramıyorum. İçimde patlıyor, burun gıdıklıyor. Hiç hoş olmuyor.
Söylemek isteyip söyleyemediğim cümleler de, içimde patlayan hapşırıklar gibi.

Geçtiğim sokakların isimlerine bakıp, 'Ne güzelmiş' diyorsam orayı benimsemiş, sevmişim demektir.
Burada kaldığım yerin hangi sokakta olduğunu bile bilmiyorum.

Kendime çizdiğim sınırlarım ve takıntılarım olmasa çok daha mutlu bir insan olabilirdim.
İtiraf ediyorum, obsesifin önde gideniyim.

Ben saçmaladığımda insanlar gülmeli, beni yargılamamalı.
Çünkü komiğim ben.

Hayatıma gerçek kişilikleri sokmamamın nedeni egomla büyük bir aşk yaşıyor oluşum.
Eğer biri gelip onun yerini alırsa, işler çirkinleşebilir. İşler derken kendimden bahsediyorum, yanlış anlaşılmasın.

İtiraf etmeliyim ki gerçeklerden bahsediyorken sıkılıyorum. Zaten farkındayken neden bir de konuşayım ki?
Beni bıraksanız da ben hayallerimi gerçekleştirsem?

18 Ekim 2012 Perşembe

Bugünlerde Çok Platonik Aşığım

Nasıl yani?

Bildiğin öyle hissediyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın ama öyle 'ölüyorum lan' gibilerinden değil. Bildiğin eğlenceli olanından. He eğlenceli olanını siz bilir misiniz onu bilemiyorum işte.

Böyle sanki aşık olmuşum da yeniden, suratımda yine o salak gülümseme varmış gibi hissediyorum. Hadi yapmayın şimdi, hepimiz o salak gülümsemeyi biliriz. Sebepsizce, durduk yere gülesi gelir insanın falan, sırıtır amaçsızca. Çok ilginç aslında. Dışarıdan bakan biri için çok saçma bi görüntü ayrıca, bence. 'Ay ben gülerim'

Lan yoksa?

Yok be, yeniden aşık olmak... Aslında hazırım biliyor musun buna? Ayrıca bunu o kadar zaman sonra söylüyorum ki bana bile tuhaf geldi.

Sevgilisi var abi o kızın.

Ayrıca gülüşümle insan güldürebiliyorum.

5 Ekim 2012 Cuma

Bazen Bahtsız Bedevinden Beterim

Evet, 'Mutluyum diyodun, nerden çıktı şimdi bu?' diyenleri duyar gibiyim. Haklı sayılabilirler. Durumla çok ters aslında farkındayım. Çok dandik bi adama dönüştüm gibi hissediyorum zaten, sorma o yüzden. He ama hala mutluyum orası ayrı.

Hani bi t-shirt görürsün ve 'Evet, bu. Bu olmalı' dersin ya hani, ilk görüşte beğenmişsindir, ilk andan içine sinmiştir hani, 'Almalıyım kesinlikle' olursun falan. Bunu herkes bilir. He işte, o t-shirtün senin bedenin için olanının kalmamış olduğunu düşün. O an hissettiklerin ya da hissettiklerim. Kendi adıma konuşmam gerekirse, 'Yok' cevabını aldığımda anda çıkar giderim oradan. Büyük bir hüsranla birlikte. İşte tam olarak böyle zamanlar yaşıyorum.

''- Aaa ne güzelmiş.
+ Yok abi ondan.

- Oha, çok iyi be.
+ Kalmadı abi ondan.

- Kesinlikle geliyorum.
+ Kontenjan dolu be abi.''

İşte, tam anlatamamış olsam da, hayatım bunun gibi şeylerle dolu hep bu aralar. Ama ben son zamanlardaki çakma pollyanna tarzımı bozmayıp, devam ediyorum.

BEN MUTLUYUM ULAN!