4 Ekim 2018 Perşembe

Belki

Arz.

Hayattan çok fazla şey bekleyip,
Çok az şey istiyorum.
Parça parça dilersem olur diye düşünüyorum.
Henüz işe yaradığını hissedemedim.

Kötü.

Uyanamıyorum,
Uyansam bile ayılamıyorum.
Fincanlarca kahve içmeden 'Aktuğ' olamıyorum.
Alışkanlık sıkıcı.

Yorgun.

Bıraktım kendimi,
Nasıl gelirse öyle yaşamak,
Plan yapmadan plana sahip olmak gibi
Koşturarak yaşıyorum.

Bekle.

Üzülmüyorum,
Aksine çıldırmış edasıyla koşuyorum.
Bir gün o çark beni de gösterecek,
Biliyorum.

Zor.

Bıraktım kendimi bir uçurumun kıyısından,
Sonunu göremediğim boşlukta,
Dibe çarpmadığım için süzüldüğümü düşünüyor,
Aslında düşüyorum.

Son.

Görüşürüz,
Her zaman sıradan bir veda cümlesi değil.
Bazen veda değil.
Ümit bazen, bazen hayal.

Daha az hayal kuruyorum.

27 Temmuz 2018 Cuma

Değiştim

Biraz değiştim, 
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar 

Değiştim 
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum, 
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni 
Ben benimle savaşıyorum, seninle değil

Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim

Sorun değil
Elbet alışırım
Biraz alıştım. 
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Alıştım! 
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarım
Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
İki arada bir derede duyguya alışıyorum 
Bir yanım bırak diyor bir yanıma,
Diğer yanım kesin değil!

Henüz tanıştık
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık 
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda.
Bir yanım memnun oldum diyor,
Bir yanım tanıyamadım daha
Samimi değil

Bir hayli kırıldım 
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime 
Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım 
Aslında ne sana, ne olanlara
Kendime kırgınım!
Maziye hiç değil, âna kırgınım
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara 
Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
Bir hayli kırgınım
Beni ben kırdım oysa 
İyi değilim. 

Galiba yoruldum 
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan 
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum. 
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!

Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum. 
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?

Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı
Sana bakan yanımsa toprakla aynı
Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

Gözlerim yorgun
Dudaklarım, dudaklarım hissiz
Dokunulmadan geçen yıllar bana çok ağır
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz 
Söyleyemediklerini söylesen de şimdi
Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır! 
İsteyerek değil 

Çok çalıştım, 
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine 
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine 
Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen, 
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım. 

Daha önce de gitmiştim 
Kendi isteğimle 
Anladım ki daha önce sevmemiştim! 

Çok çalıştım inan
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye 
Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
Ve alışmaya kendime 
Bu göz gözü görmez dumanlı halime 
Çok alışmaya çalıştım hem de çok. 

Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da 
Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala 
Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum. 

Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
An be an çöküyor, insanın içindeki güç 
Işığı sönüyor
Beyaza dönüyor rengi git gide
Hissizleşiyor. 

Ne yormak istedim seni, 
Ne de yormak kendimi
Çok çalıştım 
Gitmeye de kalmaya da
İkisi de aynı acı, ikisi de rezil 

Daha önce de gitmiştim 
Ama böyle kalarak değil 
Böyle kalarak değil.

Biraz değiştim, 
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar.

Can Yücel

1 Temmuz 2018 Pazar

Haber Verin Gidenlerden

Hani herkesin hayatında biri/birileri vardır. 'Yardım' dediğinde gözü kapalı koşacağı, yardıma ihtiyacın olduğunda gözü kapalı koşacağını düşündüğün.

Benim de var herkes gibi öyle insanlar hayatımda. Bir elin parmaklarını geçmezler ama varlar. Parmaklardan biri kesildi.

İnsan en çok ihtiyacı olduğu anlarda onları arıyor hayatında, 'beni tanıyorlar, yardımcı olacaklardır, soracaklardır' diye düşünüyorlar.

'Yapma'

10 yıldan uzun süredir hayatımda olan çok az insan var demek isterdim ama sadece bir tane. -di- 

Arada kalmayı göze alıp, zor durumda kalarak bazı 'son'lara ulaştım. Sorduklarında 'Tabii ki O, ne yapacaktım' demek o kadar basitti ki, en azından benim için.

Ben zor olanı seçtim, ama kolayları da var her zaman. İnsan birini o kadar uzun süre tanıyınca en ufak imalar bile paragraflarca konuyu tek seferde anlatabiliyor.

Ne söylenirse söylensin, ne konuşulursa konuşulsun, karşındakinin ne durumda olabileceğini tahmin edebiliyorsan, bazen tek bir 'Nasılsın?' sorusu o kadar çok şey anlatıyor ki. Cevabının sadece 'İyi' olması iki kişi arasında geçebilecek cümlelerden büyük oluyor.

Ama pardon, tercih yapmıyoruz. Lakin asla yanında da olmuyoruz en azından olması gereken ilk tercihin, ikincinin yanında ayrılmıyoruz.

İnsanları bu kadar uzun süre sonra bu şekilde tanımak, kırıcı ve yıpratıcı. Kimse zor durumda kalmak istemez ama bazen bazı kişiler için yapılması gereken şeyler olur ve ikinci defa düşünmeden olabilecek en sakin ve doğru yolla yaparsın. Karşı taraf zaten senin ona verdiğin değer kadar değer veriyorsa sana, seni incitecek hiçbir şey yapmaz.

'Yapma'

Yeni 'A'nın daha çok hikayesinin paylaşılması dileği ile.

Mutlu pazar kahvaltıları...

3 Aralık 2017 Pazar

Ağlasam Sesimi Duy... Yok yok bu o değil

Bi'şey sorucam; 'Buraya nasıl geldik?'

Yol hafızam sıfır. Hem gerçek hem de mecazi anlamda. Bir defa gittiğim yeri ikinci sefer navigasyon kullanmazsam kaybolmadan bulamıyorum.
Hayatıma da bu sebepten yön veremiyorum sanırım.

Büyük ve riskli kararlar alıyorum. Hatalar her zaman benim ama bu sefer başarı da benim olsun istiyorum.

Bu sefer yüzme bilmediğim halde kendim atladım havuza, yüzerek öteki uca geçebilmek en büyük hedefim. Korkmuyorum desem yalan söylemiş olurum. Hatta biraz da ürküyorum.

Bunaldım. Fark etmişsindir. Çünkü yine buradaydım ve sen de buradasın şu anda. Ne kadar çok ortak noktamız var...

Tutmaya çalıştığım ne kadar dal varsa elimi atmadan kırılıyor.

Kırgınlıklarımı yazmak istiyorum ama eskisi kadar rahat anlatamıyorum. En büyük dert benim derdim değil çünkü, bunun farkındayım. Fakat anlatmak istediklerim 'benim dertlerim' ve bu konuda ne yapabileceğimi bilmiyorum.

Peki sana bi soru. Anlatamadıklarımı anlattığımda, konuşmanın sonunda (ya da dolaylı yoldan) 'olum bunlara takılma ya, boş ver geçer' demeyeceğini düşündüğüm tek bir kişi bile olmaması hakkında ne düşünüyosun? Ben ne düşündüğümü söyleyeyim. Üzülüyorum.

Bıktım ve yoruldum.
İlgili açıklama ektedir.

Üstüme gece AVİZE DÜŞTÜ.

Ek

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Üzgünüm, Bu defa Pek Hoş Değil Konu

Nasıl kasvetli bir pazar böyle,
Mutsuzum üstelik sular kesik.

Hayat acımasız-mış.

Biraz yalnız yürümek isterdim,
Gülmeye üşenmek gibi halsizim.

O kadar bıktım ki...

Sıkıntıdan mecburen düşününce;
Palyaçolar çok da komik değilmiş.

Kendimden bile vazgeçmek üzereyim, sanki bi sabah uyanmışım da her şey bitmiş, ortada kalmışım gibi. (burası baya yüksekmiş düşündüm de)

Kendime gelirken yoruldum,
İşte bütün hikayem budur.
Eskiden denize nazır tüm hayatım 
Su alıyor yavaş yavaş.

Kendimi anlatacak değilim burada, -ki normalde bir hayli severim ama yeri değil-
Çok sıkıldım. Okumaya devam edersen yazdım.

Ne kadar eski bir şeymiş ölmek.

Çok yakın zamanda, çok sevdiğim birini kaybettim. Bu konularda çok fazla tecrübesiz olmamla beraber; ne yapılır, nasıl davranılır bilemiyorum. Ki o zaman da bilemedim. Herhalde en çok dağıldığım ve uzunca bir süre toparlayamadığım nadir zamanlardan biri oldu.

Daha büyük acılar yaşamaktan korkuyorum. Nasıl başa çıkarım, sonrasında nasıl tekrar 'normal'e dönerim hiç bilmiyorum öyle bi durumda... Bilmek de istemiyorum açık konuşmak gerekirse. Aklımın bi köşesinde sürekli büyük korkularla yaşıyorum. Korkularım gitmeyecekler biliyorum ama gelmesinler de istiyorum. Zamanı durdurabiliyor muyuz?

Artık alışman gerek diyor buna.

Alışamıyorum. Bu yaşantıya, bu monotonluğa, bu tek düzeliğe, bu yetersiz yaşantıya alışamıyorum. Sevdiklerimi mutlu edememeye, onlara yetememeye, kendimi tatmin edememeye alışamıyorum. Deniyorum ama kabullenemiyorum. Yıl oldu, yıllar olsa da değişmeyecekmiş gibi geliyor. Siz nasıl yapıyorsunuz bunu? Yani, size yetmeyen, istemediğiniz bir düzende yaşamaya nasıl alışıyorsunuz onu hiç anlamıyorum. Anlayamayacağım.

Bazen her şey döner yolundan,
Artık alışman gerek diyor buna.

Eski hayatımı özlüyorum. Umursamaz, vurdum duymaz, olursa iyi olur ama olmazsa da yapacak bi'şey yok diyebildiğim zamanları.  Büyüdükçe ufalanıyorum.  Anlatmaya dilim varmıyor, anlatsam anlamsız.
Kendime dönmüşüm ama yokmuşum gibi. Hayatımın sonbaharındaymışım da, kışı bi' şekilde geçirip, baharı bekliyormuşum gibi. Soğukta sığınacak bir yer arıyormuşum gibi.
Sürekli düşünüyorum. Düşündükçe kayboluyorum. Alışamıyorum. Neden hep mağlup olmuşum da, yenilgilerim üzerime yapışmış gibi?

Bazen her şey döner yolundan,
Neticede Zeus yukardan bakar.

Pek hoş değildi bu sefer konu, üzgünüm.

Ben her zaman ben miydim? Büyüdükçe kendime benzedim.