21 Eylül 2012 Cuma

Kabulleniş vs Mutluluk

Uzun zamandır hiçbir şey yazmamışım ama bu  'Ne yazsam bilemiyorum'lardan değil. Yazmak içimden gelmiyor, aklımın ucundan bile geçmiyor. Kendimi bu kadar çabuk tüketebileceğimi düşünmedim hiç açıkçası ama bitmişim sanırım.

Hayatımla barıştıktan sonra daha mutlu ve pozitif bir insan olduğum gerçeğini kabullenmiş durumdayım. Pollyannacılık değil bu dediğim, hayır. Eldekiyle yetinme yeteneğini edinmekle ilgili ve hayata 'Evet amınakoyim şu anda benim hayatım bu ve bunu güzel yaşamak zorundayım.' demekle.

'Hayatım daha ne kadar kötü olabilir?' sorusunu sorup, etrafında gördüğün cevaplara bakıp, 'Daha kötüsü olabilir' demekle ilgili.

Kendi isteklerin dışında kalan, kişinin çevresinde gelişen onunla alakasız olaylara kulaklarını tıkayıp, aldırış etmemekle ilgili.

İstediğini soruya cevap verip, istemediğini duymamakla alakalı.

Söylenen sözlere istediğin cevabı anında verebilmekle ilgili.

Yaşını yaşamak istemekle ilgili.

Kendini büyük değil, küçük görmekle ilgili.

Hoş bulduk.
Aktuğ ben, nasılsın?

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Freedom

Yaptım. 

Asla tekrar yapmayacağım dediğimi yaptım. Kendime söz verdim tekrar. 'Bu defa son' 

Rahatladım. İçimde tutmaktan yorulduklarımdan tek seferde kurtulmaktan memnunum. Hayır, pişman değilim. Bu sefer pişman değilim.

Mutlu olabilirdim, olamadım. Sorun değil. Çünkü mutsuz değilim. 

Beklemediğimin gerçekleşmesini umdum, beklediğim oldu. Şaşırmadım. Daha önce yaşamıştım.

Artık özgürüm.

20 Temmuz 2012 Cuma

Gelme

Her şey o kadar güzelken geliyosun ki, bütün o düzeni mahvedip, planları yıkıyorsun.

Uzaklaşmanı bekliyorum, gidiyorsun sanıyorum, artık yoksun diyorum, kendimi başka şeylere adapte ediyorum, tamam bu sefer oldu diyorum ama sen yine geliyorsun.

Uyuyamadığım gecelerde seni düşünmekten vazgeçmişken kendini tekrar hatırlatıp, ‘Yok öyle bi dünya’ diyorsun bana. Yapma.

Hayatımı tek başıma yaşamak istemiyorum, yanımda birileri olsun istiyorum ama sen beni oradan gözlerken, hiç istemediğim bir anda ortaya çıkarken başaramıyorum. Sürekli sana takılıyorum.

Yapma.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Mutlu Ol

Tekrar aydınlığa çıkabilmek için karanlığa yazıyorum. O karanlık sayfalar dolarsa belki tekrar üzerine yazabilirim diye.

Belki kendime gelirim ya da belki eski beni bi yerlerden bulurum diye umuyorum.

Belki kendime sürekli aynı şeyleri söylersem gerçeğe çevirebilirim diye düşünüyorum

Bundan sonra sürekli yazıyorum, bundan sonra daha az uyuyup daha çok düşünüyorum.

Düşündükçe kendimi bitiriyorum.

Bittikçe baştan başlama gücünü kendimde bulamıyorum.

Her yeni sona ulaştıktan sonra bir yaş daha büyüyorum. Günler yeni birer yaş olarak geri dönüyor.

19 yaşında 30 oluyorum. 20 yaşında 45. 25 yaşındaysa ölüyorum.

'Neden böyle?' sorusunu kendime her sorduğumda daha dibe doğru sürükleniyorum.

Merhaba.

Yaşamadan nasıl bu hale geldik?


7 Haziran 2012 Perşembe

Üstüme yoktur yüzüme gözüme bulaştırmakta

Mutlu olmak isterken bu kadar yorucu ve bezdirici bi süreçten geçebileceğimi hiç düşünmemiştim. Biraz eğlenceden sonra normale dönüp, sakinlik ararken kendimle bu kadar uzun bir süre için başbaşa kalabileceğim kimin aklına gelirdi.

Yalnızlık kimisine göre güzel, rahatlatıcı ama benim kadar uzun süredir yalnız olanlar için adeta bir buhar kazanı. İçinde kaldığın her bir dakika daha çok haşlanarak öldüğün, çıkmak için çırpınırken harcadığın güçle birlikte eridiğin bir boşluk.

Yalnızlığı tercih edenleri anlamakta güçlük çekerken, kendimi onlardan biri olarak bulmam çok ilginçti. Zaten hep aynısı olmadı mı? Yapmam dediğim, olmaz dediğim her şey başıma geldi.

Uzun zamandır yapmadığım şeyleri tekrar yapmak o kadar korkunç, o kadar ürkütücü geliyor ki şu anda eğer düşüncelerim gerçeğe dönüşürse tekrar ben olamam diye korkuyorum.

Ben sadece;

Mutlu olup, 'Seni seviyorum' demek istediğim insana bunu çekinmeden söylemek istiyorum.
Lityum - Özür dilerim