3 Aralık 2017 Pazar

Ağlasam Sesimi Duy... Yok yok bu o değil

Bi'şey sorucam; 'Buraya nasıl geldik?'

Yol hafızam sıfır. Hem gerçek hem de mecazi anlamda. Bir defa gittiğim yeri ikinci sefer navigasyon kullanmazsam kaybolmadan bulamıyorum.
Hayatıma da bu sebepten yön veremiyorum sanırım.

Büyük ve riskli kararlar alıyorum. Hatalar her zaman benim ama bu sefer başarı da benim olsun istiyorum.

Bu sefer yüzme bilmediğim halde kendim atladım havuza, yüzerek öteki uca geçebilmek en büyük hedefim. Korkmuyorum desem yalan söylemiş olurum. Hatta biraz da ürküyorum.

Bunaldım. Fark etmişsindir. Çünkü yine buradaydım ve sen de buradasın şu anda. Ne kadar çok ortak noktamız var...

Tutmaya çalıştığım ne kadar dal varsa elimi atmadan kırılıyor.

Kırgınlıklarımı yazmak istiyorum ama eskisi kadar rahat anlatamıyorum. En büyük dert benim derdim değil çünkü, bunun farkındayım. Fakat anlatmak istediklerim 'benim dertlerim' ve bu konuda ne yapabileceğimi bilmiyorum.

Peki sana bi soru. Anlatamadıklarımı anlattığımda, konuşmanın sonunda (ya da dolaylı yoldan) 'olum bunlara takılma ya, boş ver geçer' demeyeceğini düşündüğüm tek bir kişi bile olmaması hakkında ne düşünüyosun? Ben ne düşündüğümü söyleyeyim. Üzülüyorum.

Bıktım ve yoruldum.
İlgili açıklama ektedir.

Üstüme gece AVİZE DÜŞTÜ.

Ek

27 Mart 2017 Pazartesi

Tamam da Niye Ordasın?

'Tren Rayları Kadar Sıkıldım'

Yaşlandım mı yoksa yoruldum mu?
Daha çok başındayım halbuki her şeyin. Belki de başlamaktan korkuyorum. Henüz bu tarz soruları cevaplayabilecek yetkinliğe sahip değilim ama bi sene önceki enerjimin dahi olmadığı konusunda adım kadar eminim. Sahiden benim ismim bi ara 'Arthur'du. Ne oldu ona?

Anlatıyorum bak dinle;
Bi kuyu var, sürekli oraya itiliyorum ben. Daha doğrusu tam çıktım, galiba çıkıcam diyorum ama sürekli yükseltiyorlar kuyuyu. Tek sorun ben duvara tırmanmayı bilmiyorum. Kimse de demiyor ki 'böyle'.

Arthur demişken, eskiler bilir sadece onu. Sahi var mı hala onlardan burda? Bilemedim.

Bu arada 24 oldum. Yirmidört. Ben bu büyüme işini hiç sevemedim, sevemediğimden dolayı da hiç beceremiyorum. Yaklaşık bi 3 yıldır düzenli olarak beceremiyorum büyümeyi. Pardon, çok fazla becerdiğim için sıkılmış da olabilir. 'Enerjim yok' dedim yukarıda okudun di mi? Okumuşsundur çünkü ilk paragraftı o. Onu bari okumuş ol. Araları atlamış olabilirsin, sorun değil.

Bazen paralel evrenlerdeki Aktuğ'ları düşünüyorum. -Onlardan biri Arthur olarak devam ediyor, kesin bilgi- Daha doğrusu önce paralel evrenleri. Bence verdiğimiz her karardan en azından iki farklı evren doğuyor. Düşünsene, çıldırırsın. Neyse sen bize lazımsın, sakin. Bu konu çok uzun zaten, istersen bi ara karşılıklı çay içer konuşuruz. İstemezsen o da sana kalmış.

'Pardon, ben bi' irish cream americano alabilir miyim?'

Ve evet, yukarıda okudukların kadar boş hayatım. Ne yapıyorum, neden yapıyorum, yapabiliyor muyum, yapmak istiyor muyum, yapmaya devam etmeli miyim, devam edecek miyim ya da edebilecek miyim... Diyerek gidiyor bu aralar zaman. Evet, giden tek şey zaman bu ara, hayatım pek gidiyormuş gibi hissettirmiyor çünkü. Şey gibi düşün, 'ayağın debriyajdayken gaza basıyormuşsun gibi'. Şimdi böyle düşününce patinaj da çekebilirim bi anda fırlayıp. Bak bu güzel bakış açısı.

'Kuş vuralım istersen?'